0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Cevap Yaz Yeni KonuOkunmadi SayYazdir
Ekonomide Son Durum, Türkiye Ekonomisi iyi gidiyor ( mu ? )

Ekonomi iyi gidiyor (mu?)

Anayasa değişiklik Halkoylamasından kararlı ve güçlü bir ‘evet' çıkmasının ardından, ekonomimiz tam anlamıyla bir veri yağmuruna uğradı! Zaten halkoylamasının ‘güçlü evet' sonucu, ekonomiye (kısa dönemde de olsa) bir canlıklı, hareket ve güven sağlayacaktı; beklenenden daha iyi gelen bu haftaki ekonomik veriler iyimserliği daha da artırdı.

Ben de kendi kendime sormaya başladım: Acaba ekonomide işler bizim gördüğümüzden/düşündüğümüzden daha mı iyi gidiyor?

Baksanıza, uluslararası kredi derecelendirme (reyting) kuruşları da Türkiye'nin kredi notunu yükseltebilecekleri yönünde konuşmaya başlamışlar. Demek ki iyileşme konusunda birçok kişi aynı görüşü paylaşıyor.

Bu hafta açıklanan ekonomik verilere değinmeden önce yine biraz felsefe yapalım mı? Yok, ağır felsefe değil bu! Ekonomik felsefe. Bu satırlarda hep yazıyoruz ya, bir ekonomi politikasının aslında bir tek hedefi vardır diye. Bu hedef de istihdam yaratan, enflasyon yaratmayan ekonomik büyümedir diyoruz.

Yani ekonomi büyüyecek; bu büyümeyle insanlara yeni iş olanakları açılacak; ama ekonomi de çok ısınmayacak ki fiyatlar alıp başını gitmesin; yani enflasyon olmasın.

Sizin de belki dikkatinizi çekmiştir, anayasa halkoylamasında ben iki kentin sonuçlarını hayretle izledim: (Benim de orada doğmaktan gurur duyduğum) Zonguldak ve Denizli. Yıllardır solun kalesi olan Zonguldak, az bir farkla da olsa, halkoylamasında ‘evet' verdi. Yıllardır sağın kalesi olan Denizli de ‘hayır'...

Bu şaşırtıcı iki sonucu yorumlayanlar bir noktada birleştiler: Zonguldak'ta yeni iş olanakları yaratıldı ve insanlar iş buldular. Bu nedenle halkoylamasında iktidara destek için ‘evet' dediler. Denizli'de ise tam tersi oldu (yani işsizlik arttı) ve ‘hayır' çıktı.

Sanırım Süleyman Demirel bundan elli yıl önce demişti, İnsanlara önce iş ve aş vereceksiniz diye. Bu, tamamen doğru bir gözlemdir ve Türkiye'de hâlâ çalışmaktadır.

İşte bu hafta açıklanan haziran ayı istihdam verileri de yüreklere su serpti. Dönemsel etkilerle artıyor olsa bile, iş piyasasında iki önemli gelişme olmuş. Birincisi ilk kez istihdama katılım oranı (yani çalışabilir yaşta olan nüfusta çalışan oranı) yüzde 50'yi geçti ve 23,5 milyon kişi ‘işli' oldu. İkincisi ise işsizlik kriz öncesi oranına çok yaklaştı ve yüzde 10,5 oldu. Bunlar çok iyi haberler...

Hemen ardından ekonomik büyüme verileri yine yüreklere su serpti. Birinci çeyrekteki yüksek büyüme oranının ardından ekonomik büyümede yavaşlama olduğu düşünülüyordu. Zaten bu nedenle de Merkez Bankası ‘sonbaharda yaparım' dediği faiz artırımından vazgeçmişti.

Veriler açıklanınca görüldü ki ekonomik büyüme hiç de ivme kaybetmemiş. Evet, keşke ekonomik büyümenin kaynağı iç talep değil de dış talep olsaydı, daha mutlu olurduk. Ama dış talebin ‘geberik' olduğu bir dönemde iç taleple büyüyebilmek de bugün için önemli bir kazanımdır.

Ekonomik büyüme verileri gösteriyor ki ülkemiz bu yıl yüzde 6 ya da yüzde 7 büyüyecek. Yani 2002-2007 arasındaki yıllık ortalama yüzde 7,2 olan ekonomik büyüme ortamına (şimdilik bir yıl için bile olsa) geri dönüyoruz. Çok önemli ve sevindirici bir gelişmedir.

Ancak ekonomik büyümedeki asıl hedef tabii ki sürdürülebilir büyümedir. 1990'ları anımsayanlar, o yıllarda nasıl iki yıl büyüyüp bir yıl küçüldüğümüzü de iyi birliler. Yani o yıllarda ekonomi neredeyse mehter yürüyüşü ile yerinde saymıştı. Umarız 2010'larda da bu süreci yaşamayız.

Tabii her güzelliğin bir (olumsuz) yan etkisi oluyor! İşte bu hafta açıklanan verilerden biri de bu yan etkiydi: Cari açık... Yine bu hafta açıklanan cari açık verileri, alarm zillerini çaldırmasa da Türkiye'nin her yüksek ekonomik büyüme döneminde yaşadığı aynı sorunu yine gündeme getirdi: Nasıl olacak da bu dış ticaret açığını ve cari açığı finanse edeceğiz?

Özetle, anayasa halkoylamasından çıkan sonuçla sevinen piyasalar, bizce açıklanan ekonomik verilerle de oldukça mutlu olmuşlardır. Şu anda Türkiye ekonomisi, kim ne derse desin, iyi gidiyor. Eğer seçim ekonomisi ya da dışsal bir şok gibi bir nedenle bu iyi gidiş bozulmazsa, 2010'dan sonra 2011'de de yüksek ekonomik büyüme ortamını yakalarız.



Facebook'a Ekle Cevap Yaz
Efendi
Eylül 17, 2010, 10:02:03 ÖÖ


Bu mesajı alıntı ile cevaplaAlıntı

Ekonomide Son Durum, Türkiye Ekonomisi iyi gidiyor ( mu ? )



Facebook'a Ekle Cevap Yaz
Efendi
Eylül 18, 2010, 11:49:22 ÖÖ


Bu mesajı alıntı ile cevaplaAlıntı

Etiket: Ekonomide Son Durum 
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yanıtla | Yazdır

TinyPortal v1.0 beta 3 © Bloc




3D Mimari Sunum | Toptan Mont | Toptan Sort | Toptan Bot | Çocuk Montu | Bebek Montu | Bebek Montlari | Ucuz Bot | Ucuz Mont | Çocuk Abiyeleri | Sünnet Kiyafetleri | Deniz Sortu | Deniz Sortlari | Toptan Gömlek | Toptan Pardesü | Toptan Takim Elbise