Geçmiş tarihe şöyle bir dönecek olursak göreceğimiz şu ki, Kürt Halkı günümüze kadar birçok isyan girişiminde bulunmuş ama hiçbirinde makul bir çözüm yolu bulamamıştır. . Peki, bu isyanların temelinde ne vardı. Hangi isyanlarının içerisinde Kürt – Türk ayrımcılığını içeren mesajlar ve girişimler bulunmaktaydı. Cevabı eminim ki sizleri çok şaşırtacak. Çünkü bu isyanların hiçbiri Türkiye veyahut Osmanlı’dan ayrılma güdüsüne sahip değildi. Onların isyanı Türk halkına değil, kendilerine zulmeden, çarpık ve yanlış olan yönetim idaresineydi. İşte Kürt halkı böyle bir yönetime baş kaldırıp, adil bir yönetimin çağrısını dile getirmeye çalışmıştır.
İstiklal Savaşında Araplar, Ermeniler Türklerden ayrılıp kendilerine devlet kurmuşken, Kürt halkı böyle bir girişimde bulunma gereği duymamıştır. Onlar tam tersi bizlerle bir bütün olup, omuz omuza, sırt sırta düşmanla bir mücadele içerisine girmiştir. Bizler kadar onlarda bu vatan için sayısız evlatlarını şehit vermiştir.
Kürt halkı hiçbir zaman bizi tehdit unsuru olarak görmemiş, kendilerini bizlerden ayrı tutmamıştır. Yönetime isyan eden Kürt halkının bu durumunu fırsat bilen işgüzarlar hiç fırsat kaçırmadan şahıslarına ait geleceklerini korumak için onları yönetime karşı kışkırtma girişiminde bulunmuşlardır.
Kürt halkının geneline ve geçmişine dönecek olursak onların temelinde hürriyete, adalete düşkünlük vardır. Zorbalıkla yönetilmeyi değil, hoşgörü ve içtenlikle idare edilmeyi severler. Onlar yapaylıktan uzak gerçekliği benimseyen dinine bağlı bir topluluktur. Dinlere karşıda içten gelen büyük bir saygıları vardır. Asla namaz kılana yobaz demezler. Eline Allah’ın kitabını alana, başı kapalı evlatlara dil uzatmazlar. Çünkü onların da Allah’a karşı olan bir korkuları vardır. Bu nedenle Allah için her ne şekilde her ne kılıfta olursa olsun ibadet etmeye çalışan insanlara içten bir saygınlık duyarlar.
Onların atasında Kuran-ı Kerim’in sesi, Nurun nefesi Said Nursi ( Bediüzzaman Hazretleri) var. Nice Molla Saidler, Nice Molla Musa, Münevver ve Habibler yetiştirip bu vatana kurban veren onlar… İlk medrese de ilim okulu açıp alim, ulema yetiştiren yine onlar. Sonra o yetiştirdikleri aydın alimleri bu vatana şehit veren onlar…
Zaman ilerledi ve her biri dinsiz Laikçiliğin ardına sığınmış Mason yobazların oyunları arasına serpiştirildiler.
Medreseler, ilim yuvaları, kapatıldı. Zamanın ilim mekteplerinin yerini cahillik ve kimsesizlik aldı.
PKK’nın ilk sıktığı kurşunlar Kürt halkına yöneldi. Nice okullar yakılıp, nice köprüler yıkıldı. Niye mi, çünkü Kürt halkı cahil bırakılıp dış parmaklar tarafından yönetilmek ve istiklal savaşında kardeş dediği Türk halkına karşı kışkırtılmak istendi. Kürt halkının içinde Türk halkına karşı nefret yokken, onların içerisine bir bir nefret tohumları serpiştirildi. Hem de PKK diye kendini tanıtan Taşnak Örgütünün baskı ve zulmüyle. Oysaki, onların derdi Kürt Halkını özgürlüğe ulaştırmak değil de 1915 öncesi olaylarının intikamını almaktı. Peki, amaçlarında ne kadar yol kat ettiler. Eminim çok… Eskiden, Kürt Halkının faşist ve ırkçı eğilimlerini hemen teşhis edip onları bertaraf eden medreseleri, feyiz merkezleri vardı. Şimdi yok. Niçin? Çünkü bizler onları laikçiyiz diye geçinen ama laiklik felsefesinden uzak dinsiz yobazlara bir bir kurban verdik. Yerine ise yenisini koymak yerine ayrımcılık ve cahilliği koymaya çalıştık. Artık o bölgelerde eğitim ve öğretim yok. Eğer Kürt gençliği öfkeli, kızgın ve geçmişteki beraberliğin gücünden habersizse bunun sebebinde geçmişten bugüne akan bulanık sular vardır . Eğer PKK bugün o gençleri yanına alabiliyorsa ve böyle bir yoksulluk zemininde kötülük tohumları yeşeriyorsa, eminim bu durumda geçmişteki yöneticilerin ve satılmış T:C kimlikli Mason evlatlarının etkisi çok. Nice Saddamlar, nice Aziz NESİNLER, Arafatlar hepsi bu yalanın birer gizli servisler hadimi olmadı mı?
Tuğba ALTUN
|
|
|