0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Cevap Yaz Yeni KonuOkunmadi SayYazdir
Atatürk inkilab yaparken halka mi sormuş?

Ali Ferşadoğlu Yeni Asya gazetesindeki köşesinde Melih Aşık ın çağlayangil anılarından aldığı bir pafta ile Atatürk ün ne kadar mütevazı ve ne kadar demokrat olduğunu anlatmaya çalıştığı yazısına eleştirel bir tarzda yaklaşıyor ve sorulması cesaret isteyen sorular soruyor okunmaya değer güzel bir makale;

 Ali Ferşadoğlu - Yeni
Asya 2009-11-26


“İlke ve inkılâplar”
halka mı sorulmuş?


Melih Aşık, 22 Kasım
Pazar 2009’da, bir
“komplo” olduğu kesin
olan Dersim olayını ve
Seyit Rıza’nın bir an
önce idam macerasını
Çağlayangil’in
Anıları’ndan aktarırken
güya M. Kemal’in
“mütevazi bir
demokrat” olduğunu şu
alıntı ile ispatlamaya
çalışıyor:
“Kitabı okurken
gözümüz bir başka
konuya ilişiyor...
Ankara’da Atatürk’ün
isteğiyle Ziraat Bankası
Genel Müdürlüğü’nün
geniş salonlarında halk
için eğlenceler
düzenlenmiş... Atatürk
gece 12:00 sularında
eğlenceye geliyor. Önce
genel müdürün odasına
alınıyor. Daha sonra
halkın arasına iniliyor...
Kalabalık Atatürk’ün
çevresine toplanıyor. Bir
sohbet başlıyor. Derken
bir genç adam diyor ki:
“- Paşam, siz gelmeden
önce ne güzel
eğleniyorduk , dans
ediyorduk...
“Atatürk: Konuşmayı
ben istemedim ki, siz
istediniz, ama oya
koyarız , diyor. İstek oya
konuluyor. Çoğunluk
sohbetin sürmesini
istiyor..
“Konuşmalar sürüyor.
Kılıç Ali, Celal Bayar gibi
şahsiyetler de orada.
Derken biraz önce
‘ Sohbetin bitmesini,
dansa dönülmesini’
isteyen genç bu talebini
tekrarlıyor . “Atatürk
isteği tekrar oya
sunuyor. Bu defa dansa
dönülmesi kabul
ediliyor. Sohbet bitiyor...
“Atatürk için diktatör
denir. Siz bırakın
diktatörü, bir demokrat
liderde böylesi tevazu
gördünüz mü ?” (Melih
Aşık, Milliyet, 22 Kasım
2009)
Dans, oyun ve eğlencede
mütevazi demokrat diye
sunulan M. Kemal, 7 Ocak
1924 ’te Tevhid-i Tedrisat
Kanunu ile dini eğitim
veren medreseleri
kapatırken , hiç de
oylama yapmamış,
kimseye sormamış!
Hilafet ve Vekâlet-i
Şer’ iyye 3 Mart 1924’te
kaldırırken de...
8 Nisan 1924’te Adlî
Teşkilât Kanunu ile şer’î
mahkemeleri
lağvederken de…
25 Kasım 1925 tarihinde,
671 sayılı Şapka İktisâî
Kanunu (Şapka
giyileceğine dair kanun)
çıkarıp, muhalefet
edenler idam edilirken
de, kimsenin görüşüne
müracaat etmemiş.
30 Kasım 1925’lerde
tekke, zaviye ve
türbeleri kapatırken;
tarikatları ve dinî
kisveleri yasaklarken
de...
Yine 1926’da,
Müslümanların alkollü
içki satması serbest
bırakılırken; “Heykel ve
resimlerim, kamu
kurum ve
müesseselerine konsun
mu, konmasın mı” diye
oya sunmamış.
28 Mayıs 1927’lerde,
hükûmet kararıyla,
kamu binalarındaki
tuğralar ve Kur’ân
harfleriyle yazılmış olan
kitabe ve yazıların
kaldırılması
kanunlaşırken de
sormamış.
3 Şubat 1928’de ilk
Türkçe hutbe Yerebatan
Camii ’nde okutulurken
ne hafızlara, ne
hocalara, ne müftülere,
ne sahanın uzmanlarına,
ne de halka sormuş.
3 Nisan 1928’de,
Anayasanın ikinci
maddesi olan, “Bu
devletin dini, din-i
İslâmdır” ibaresini
çıkarırken de oylama
yapmamış.
1 Kasım 1928’de İslâm
dininin kaynağı olan
Kur’ân harflerini, Harf
İnkılâbı adı altında; 1
Ocak 1929 tarihinde,
Arapça harflerle dilekçe
yazılmasını ve kitap
basılmasını yasaklarken
de oya sunmamış.
Ulema tamamen
bertaraf edilmiştir.
22 Ocak 1932’de
çıkarılan bir kanunla,
bütün camilerde ezanın
Türkçe okunması yalnız
başına kararlaştırılır. 22
Ocak 1932’de Yerebatan
Camii’nde Türkçe
okunmaya mecbur
edilir.
6 Şubat 1933’te de resmî
bir emirle yurt sathında,
bütün camilere,
mescidlere Türkçe ezan
okunması mecburiyeti
getirilirken de
sorulmamış , oylama
yapılmamış. 25 Kasım
1934’te, 2590 sayılı,
“Efendi, bey, paşa,
hanım, hanımefendi,
hacı, hoca, molla,
hazret...” gibi lâkap,
ünvan ve kelimeler
yasaklanırken de
oylama yapılmamış.
Ve laiklik ilkesi, 1937’de
Anayasa’ya sokulurken,
oylama yok, sormak
yok, halkın temâyülünü
almak yok!
Peki, bu nasıl bir tevazu
ve bu nasıl bir
demokratlıktır?
Bir şey daha: “Ankara’da
Atatürk’ün isteğiyle
Ziraat Bankası Genel
Müdürlüğü’nün geniş
salonlarında halk için
eğlenceler
düzenlenmiş...” diyor.
İşi varken resmî
dairelere sokulmayan,
alınmayan vatandaş ,
genel müdürlüğünün
salonuna eğlence için
nasıl alınmış ki?
Bunlar gerçekten halk
mı ; rejimin dalkavuk
bürokratları mı?
Ama, belki de halk ciddi
meseleleri düşünmesin
diye, onu dansa,
eğlenceye , oyun ve
sefahete alıştırdılar.




Facebook'a Ekle Cevap Yaz
aXi
Kasım 26, 2009, 11:04:38 ÖÖ


Bu mesajı alıntı ile cevaplaAlıntı

Niye sorsun ki??? İyikide sormamış..sizin değişmesini istemediğiniz zırvalarla yönetilemeyen Osmanlı iflas edince vatanımızı  gavurlar esir almış. Adamlar gelmiş senin karına kızına tecavüz etmiş,namusunu hiçe saymış seni katletmiş doğramış camileri yakmış yıkmış, dinine hakaret etmiş....

 Kurulan cumhuriyet rejiminiiçine sindiremeyen yobazlarda yapılan yenilikileri karalasın....

Atatürkün katıldığı bir eğlenceyi ballandıraballandıra anlatıyorsun ..madem öle Osmanlı padişahlarının harem sefalarını nie aldatmıyorsun??? Paşaların uçkuru yüzünden kaybedilen savaşlardan niye bahsetmiyorsun ???



Facebook'a Ekle Cevap Yaz
aoguz
Aralık 06, 2009, 12:24:47 ÖS


Bu mesajı alıntı ile cevaplaAlıntı

Etiket:
Sayfa: [1] 2 ... 4  Hepsi   Yukarı git
Yanıtla | Yazdır

TinyPortal v1.0 beta 3 © Bloc




3D Mimari Sunum | Toptan Mont | Toptan Sort | Toptan Bot | Çocuk Montu | Bebek Montu | Bebek Montlari | Ucuz Bot | Ucuz Mont | Çocuk Abiyeleri | Sünnet Kiyafetleri | Deniz Sortu | Deniz Sortlari | Toptan Gömlek | Toptan Pardesü | Toptan Takim Elbise